Tag Archives for ege

Milas

Milas

Milas

Bodrum / Milas

Anadolu’nun güneybatısında, bir zamanlar Karya uygarlığına ev sahipliği yapmış topraklarda, Muğla’nın Fethiye’den sonra ikinci büyük ilçesi Bodrum Milas’tayız.

Sodra Dağı’nın eteklerine kurulan ve antik çağda Karya’nın başkenti ünvanına sahip olan Milas’ın tarihi M.Ö. 1000 yıllarına kadar uzanmakta. Karya, Roma, Bizans, Selçuklu Menteşe Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında yaşanan üç bin yıllık bir kültür birikiminin izleri şehrin tüm dokusuna işlemiş.

Milas

Milas

Komşuları Alabanda ve Stratonikeia gibi Karya uygarlığının en önemli üç kentinden biri olan Mylasa, Bizans döneminde de psikoposluk merkezi olarak hizmet vermiş.

BEÇİN KALESİ

Milas

Milas

Kent girişindeki Beçin Kalesi ile başlıyoruz Milas gezimize. Milas-Ören yolundan sağa saptığımızda kalıntılara varıyoruz. Beçin ören yeri, sarp bir yamacın üzerindeki kale ve etrafı surlarla çevrili kentten oluşuyor. Bizans döneminde önemli bir yerleşim sayılmasa da, 13. yüzyılın ikinci yarısında bölgeyi egemenliği altına alan Menteşoğulları, savunulması kolay olduğu için hükümet merkezini Beçin’e taşımış. Barçın, Berçin ve Peçin gibi adlarla da anılan kentte Bizans kalıntılarının yanı sıra Ahmet Gazi Medresesi, Orhan Bey Camii, Yelli Cami, Karapaşa Medresesi, Büyük Hamam ve Bey Konağı gibi çok sayıda Türk dönemi kalıntıları da yer almakta.

Milas

Milas

Kubbesinin üzeri kurşunla kaplı olduğu için halk arasında Kurşunlu Cami olarak da anılan Firuzbey Cami, girişinde ve pencere üstlerinde yer alan kırmızı-beyaz taşları ve mükemmel taş işçiliğiyle görenleri hayran bırakıyor. 1394 yılında yapılan cami, dönemin Osmanlı mimarisinde çok görülen ‘ters T’ planıyla inşa edilmiş. Caminin cephesi Milas’ın batı yakasındaki Sodra Dağı’ndan getirtilen gök mermerlerle kaplandığı için Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde ‘Gök Cami’ olarak geçmekte.

ULU CAMİİ

Milas

Milas

Kentin bir diğer görkemli camisi ise, son Menteşe Beyi Ahmet Gazi tarafından 1378 yılında yaptırılan Ulu Cami. Cami duvarlarının inşaası sırasında bazı sütun parçaları, kaideler ve yazıtlar da duvarın içine yerleştirilmiş. Meraklı bir gözün dikkatinden kaçmayacak bu ayrıntılar, aynı topraklarda birbiri ardı sıra yaşayan farklı uygarlıkların bu coğrafyaya bıraktığı bir kültür mirası olarak belleklerdeki yerini alıyor.

BLABRANDA HERAKEIA, EUROMOS VE IASOS

Milas

Milas

Milas ve yakın çevresinde 27 antik kentin kalıntıları bulunuyor. Mutlaka görülmesi gerekenlerin arasında Labranda, Herakleia, Euromos ve Iasos’u sayabiliriz. Tarihçi Strabon, Iasos’ta geçen bir öyküyü şöyle aktarıyor: Birgün kentin tiyatrosunda bir müzisyen konser vermekteymiş. Konser sırasında kentin balık pazarının açıldığını bildiren çan sesi duyulmuş ve bütün dinleyiciler koşarak tiyatrodan ayrılmaya başlamış. Basamaklarda sadece yaşlı bir adam oturmaktaymış. Müzisyen ona doğru yaklaşarak ‘Bana ve sanatıma gösterdiğiniz saygı için teşekkür ederim. Çan sesini duyan diğerleri gibi bırakıp gitmediniz, konseri sonuna kadar dinlediniz’ demiş. ‘Ne, çan mı çaldı?’ diye haykırmış yaşlı adam, ‘Öyleyse izninizle’ diyerek balık pazarına doğru koşmaya başlamış.

GÜMÜŞ KESEN MEZAR ANITI

Milas

Milas

Tapınaklar ve anıtlar şehri Milas’ın sahip olduğu en görkemli eser hiç kuşkusuz Gümüşkesen Mezar Anıtı. Sodra Dağı’ndaki mermer ocaklarından çıkarılan gri-beyaz mermerlerle inşa edilen anıt, şekil itibariyle Bodrum’daki Mausoleum’a benziyor. Mezar anıtının tavanı gözalıcı güzellikte süslemelerle bezenmiş. Dikdörtgen mezar odasının üzerinde yükselen kare ve yuvarlak sütunların taşıdığı küçük piramit bir çatıdan ibaret olan yapı M.S. 2. yüzyıla tarihleniyor. Yine aynı zamanlarda inşa edilen Zeus Karios Mabedi’nin ise sadece upuzun sütunu kalmış günümüze. Korint başlıklı sütunun üzerinde her daim bulunan leylek yuvasından ötürü halk arasında Uzunyuva olarak da anılıyor Zeus Karios.

BALTALI KAPI

Milas

Milas

Antik dönemden günümüze ulaşan en önemli kalıntılardan biri, Mylasa kentinin kuzeydeki kapısı ‘Baltalı Kapı’. Adını kilit taşı üzerinde bulunan ve Karyalılar için kutsal bir sembol sayılan çift başlı balta figüründen almış. Kenti Labranda kutsal alanına bağlayan yolun başında yer alan 5×12 metre ölçülerindeki kapı, M.Ö. 1. yüzyıla tarihleniyor.

ÇÖLLÜOĞLU HANI

Yolumuz kentin kalbinin attığı yere, Arasta’ya düşüyor sabahın erken saatlerinde. Küçük esnaf henüz başlayan güne hazırlanıyor kapı önlerinde. Temizlik, daracık sokaklara taşan tezgahların yerleştirilmesi gibi hergün yapılan sıradan işlerle devam ediyor hayat çarşıda. Birazdan binlerce yıldan beri olagelen şeyler yinelenecek, mal ile para takas edilecek. Sokaklar adlarını bir zamanlar bu Arasta’ya hayat veren ustaların mesleklerinden almış : Demirciler Sokağı, Kunduracılar Sokağı… Milas Belediye binasının hemen yanında Çöllüoğlu Hanı’nın artık yıkılmaya yüz tutmuş duvarları yükseliyor. Arasta ile içiçe olan han 1719 yılında Abdülaziz Ağa tarafından yaptırılmış. Geniş bir avlunun etrafını çeviren iki katlı dörtgen yapının alt katı kemerli ve Osmanlı Hanları’nın tipik mimari özelliklerini yansıtıyor. Yakın bir zamanda restore edilerek turizme açılacağını öğreniyoruz bu heybetli yapının.

ÇOMAKDAĞ

Milas

Milas

Kentin tarihi dokusunu en iyi yansıtan Milas evleri koruma altına alınmış. Çoğunluğu 19. yüzyılda yapılan ve birer sanat eserini andıran bu evler özgün şekilli bacalarla süslenmiş. İki katlı, avlulu ve ahşap destekli çıkmaları sokağa taşan evlerin zemin katları genellikle kiler olarak kullanılırmış. Hisarbaşı Mahallesi’ndeki Hacı Ali Ağa Evi, Milas Belediyesi tarafından 2005 yılında aslına uygun olarak restore edilmiş. Ev iki katlı ve kare biçimli. Taş ve ahşabın uyumlu birlikteliği duvarlara ve cumbalara hayat vermiş. 20. yüzyılın başlarında ticaret için Milas’a gelen Avrupalı tüccarlar tarafından yaptırılan evlerin mimarisi biraz daha farklı. Macar yapı ustaları tarafından inşa edilen bu evler ‘Macar Evleri’ olarak anılıyor. Tarihi evlerin korunduğu bir diğer mekan da Milas yakınlarındaki Çomakdağ Köyü. Köylülerin kurduğu turizm derneği sayesinde el sanatlarını ve geleneksel köy düğünlerini de yaşatmaya çalışıyor Çomakdağ zamana inat.

HALICILIK

Halıcılık

Halıcılık

Türkmen boylarının en eski yerleşim bölgelerinden olan Milas’ın önemli geçim kaynaklarından biri halıcılık. Kendine özgü desenleri, dokuma biçimleri, renklerini veren doğal kök boyalarıyla dünyada haklı bir üne sahip Milas halıları. Çarşıdaki dükkanlarda kilim, halı ve seccadelerin en güzel örnekleri sergileniyor.

Milas’ta haftanın beş günü pazar kuruluyor ama bunların en ünlüsü civar ilçe ve köylerden de katılımın olduğu ve geçmişi 1800’lü yıllara dayanan Salı Pazarı. Ege bölgesinin ikinci büyük pazarı olduğu söylenen Milas pazarı öğleden sonra dağılıyor, mallarını satmaya gelen köylüler devlet dairelerinde ve bankalarda takip edecekleri işlere koşturuyorlar. Milas’ın nüfusu Salı günü artıyor, caddeler adeta bir bayram yerine dönüyor. Neler yok ki Salı pazarında. Envai çeşit ot ve peynir, hala elde yapılan çalı süpürgeleri, ağaç fidanları, Milas’ın el dokuma halı ve kilimleri… Bir rüya aleminde yolculuk yapar gibi saatlerce dolaşıyorum pazarın kurulduğu sokaklarda. Bu şirin ilçenin denize açılan kapıları konumundaki Ören ve Güllük, yazlıkçıların tercih ettiği önemli dinlence yerleri arasında. Henüz sakinliğinden birşey kaybetmemiş balıkçı kasabası görünümündeki bu sayfiye beldeleri, hızla gelişiyor şimdilerde. Adını ‘Rüzgarlar’ Aiolos’un soyundan gelen Mylasos’tan alan kent, geçmişini rüzgarlara savurmamak için direniyor şimdi. Yüzyıllara inat ayakta kalan taş evlerin fısıldadığı öyküler Arasta’nın dar sokaklarında yankılanıyor.

Deniz Fenerleri

Deniz Fenerleri

Deniz Feneri

Deniz Feneri

Uzun yıllar yıldızların, güneşin ve ayın ışıklarından yararlandı denizciler yön bulmak için. Gidilen yollar uzayıp da yolculuk zorlaştıkça, karadan denizi aydınlatan ışık kaynakları gerekli hale geldi.
Deniz fenerlerinden söz ediyoruz. Karaya yakın seyreden gemiler, onların yol gösteren ışıkları olmadan kendilerini güvende hissetmiyorlardı.

Gelişen teknolojiyle birlikte artık karanlıkta bir fenerin kılavuzluğuna daha az ihtiyaç duyuluyor. Radar, uydu, pusula, siren ve telsiz gibi aletler kullanılmaya başlandığından beri önemi giderek azalıyor fenerlerin. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de, özgün mimarileriyle birer estetik figür haline gelen deniz fenerleri, kültürel ve tarihi miras olarak kabul ediliyorlar.

Tarihi kaynaklara göre bilinen ilk deniz feneri, Fenikeliler tarafından M.Ö. 7. yüzyılda Sigeon’da inşa edilmiş. Dünyanın yedi harikasından biri olan ve antik çağların en görkemli yapıları arasında gösterilen İskenderiye Feneri ise M.Ö. 280 yılında Knidos’lu Sostrates tarafından Pharos Adası üzerinde yapılmış.

Deniz Feneri

Deniz Feneri

deniz_feneri-2Uzunluğu sekiz bin kilometreyi aşan kıyılarımızda Sinop’tan Anamur’a, Çanakkale’den Hatay’a, İğneada’dan Hopa’ya kadar sayıları dörtyüzü geçen irili ufaklı birçok deniz feneri bulunuyor. Türkiye’de ilk deniz fenerinin yapımı İstanbul Boğazı girişinde meydana gelen önemli bir deniz kazasından sonraya rastlar. 1755 yılında Mısır’a ticaret eşyası götürmekte olan Hacı Kaptan idaresindeki bir kalyon geceleyin Kumkapı’da karaya oturunca, padişah III.Osman, Kaptan-ı Derya Süleyman Paşa’ya talimat vererek Ahırkapı’daki ilk deniz fenerini yaptırmış.

Dört bir yanı denizlerle çevrili bir coğrafyada bulunmamıza karşın, ülkemizdeki deniz fenerlerinin büyük bir çoğunluğu Fransızlar tarafından inşa edilmiş. Sonraki yıllarda sırasıyla ‘Fenerler İdare-i Umumiyesi Müdürlüğü’, 1938’de Denizbank, 1984’te Denizcilik İşletmesi tarafından aydınlatılan fenerlerimiz, 1997 yılından beri ‘Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nce işletiliyor.

Deniz Feneri

Deniz Feneri

Yüzyıllardır odun ve kömür ateşi, mum, kandil, gaz yağı, petrol, asetilen ve elektrik kullanarak deniz trafiğini yönlendiren fenerlerin çoğu, artık güneş enerjisiyle aydınlatıyor denizleri. İnsana olan gereksinimin azalması, babadan oğula geçen bir meslek olan fenerciliği de yakın gelecekte ortadan kaldıracak. Eskiden fenerin bir parçası olan evlerinde yaşayan görevliler, şimdilerde yakın bir yerleşimde ikamet edip bakım için periyodik aralıklarla gidiyorlar fenerlere. İs, duman, ulaşım zorluğu gibi büyük zahmetlerin ardından yakılan fenerlerin ışığı artık kendi başına selamlıyor hiç tanımadığı gemicileri. Giderek yalnızlaşan fenerlerin bazılarıysa artan nüfusla birlikte yeni komşular (!) ediniyor. Yolunuz İstanbul-Yeşilköy’e düşerse estetik formuyla içinizi ısıtacak deniz fenerine bir göz atın. Artık arkasında devasa bir otel yükselmekte. Karşısındaki Bey Dağlarına göz kırpan Antalya Bababurnu Feneri ise yüksek binalar arasında kaybolmuş sanki. Eskiden gündoğumlarına bir başına gülümseyen İğneada-Koru Feneri yazlık villalarla kuşatılmış şimdilerde. Bakir ve dingin bir doğanın içinde ışıldayan beyaz kuleler, yavaş yavaş kalabalık ve çirkin yapılar arasında farkedilmeyecek birer ayrıntıya dönüşüyorlar neredeyse.

Deniz Feneri

Deniz Feneri

Oysa deniz feneri denilince akla yalnızlık ve hüzün gelir. Denizin ortasında dalgalarla boğuşan bir kaptan, en yakın köyden kilometrelerce uzakta doğanın içinde tek başına bir fenerci ve kapkaranlık gecelere göz kırpan yalnız bir fener ışığı… Belki de deniz fenerlerinin görsel anlamda bir simge haline gelmesinin asıl nedenidir ıssız doğadaki bir başınalığı. Yemyeşil bir yarımadaya yarenlik eden beş adayla birlikte büyülü bir masal dünyasını anımsatan Taşlık Burnu (Gelidonya), kuşkusuz en güzel fenerler arasında ilk sıradaki yerini alıyor. Gelibolu Yarımadasının en ucundaki rüzgarlı bir bayırda yükselen Seddülbahir, Akdeniz ve Ege’yi kucaklayan iki nefis koyun ardındaki bir yarımadanın tepesinde Knidos antik kentini gözleyen Deveboynu, çam ormanlarının denizle buluştuğu bir coğrafyada yükselen Hatay-Akıncı burnu, sayısız bakir koyu bağrında saklayan Fethiye Körfezinin en güzel adalarından Kızılada, İstanbul boğazının incisi Kızkulesi, tarihi bir kalenin içinde yer alan Kuşadası-Güvercinada Fenerleri diğer etkileyici deniz fenerleri arasında sayılabilir.

Deniz Feneri

Deniz Feneri

Deniz Feneri

Deniz Feneri

Fenerler yerleşim yerlerinden uzakta kurulduklarından yalnızlığın bekçiliğini de yapıyorlar yüzyıllardır. Süngükaya, Fener, Peksimet, Delik, Tavşan, Kızıl, Türkeli, Altın, Kefken gibi adalar üstünde yer alan fenerler, konumlarından dolayı görece bakirliklerini koruyorlar. Karadan ulaşımı en zor olan iki deniz feneri de yalnızlıklarının tadını çıkarıyorlar hala: iki kilometrelik dik bir patikayla ulaşılan Taşlık burnu ve Anemurion ören yerinin hemen ardında beşyüz metrelik bir patikayla erişilebilen Anamur Burnu fenerleri. Fenerciler gerekli erzak ve malzemeyi sırtlarında taşıyarak götürüyorlar yıllardır.

Deniz Feneri

Deniz Feneri

Karada küçük bir evin içerisinden yükselen, denizde bir şamandıra veya dubaya bağlı, çoğunlukla da dalgakıranların ucunda yer alan denizin taş kuleleri, değişik özellikleriyle ön plana çıkıyorlar. Siyah-beyaz çizgili sekizgen gövdesiyle ülkemizdeki fenerlerin en büyüğü Şilede. Yükseklik açısından birinci sırayı Rumelifeneri (30 m.), ikinciliği Ahırkapı (29 m.) feneri alıyor. Işığı deniz seviyesinden en yüksek fenerler Alanya (209 m.), Hatay-Akıncıburnu (109 m.) ve Sinop-Boztepe (107 m.) olarak sıralanmakta. Deniz seviyesinden en yüksekte bulunan fener ise Taşlık Burnu (237 m.). Sinop-İnceburun Türkiye’nin en kuzey ucundaki, Anamur en güneydeki deniz feneri. Yukarıda öyküsünü anlattığımız İstanbul-Ahırkapı feneri ise en eski fener olma özelliğini taşıyor.

Deniz Feneri

Deniz Feneri

Deniz fenerlerinden söz ederken İstanbul için ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Karadeniz ve Marmara’ya açılan konumu nedeniyle boğaz kıyılarında ve adalarda toplam 37 fener yer alıyor. Yoğun deniz trafiğine sahne olan Boğaziçi’nde irili ufaklı 19 fener bulunuyor. Rumeli yakasındakiler yeşil, Anadolu yakasındakiler kırmızı ışık çakıyor. Boğazın Karadeniz girişini gözleyen Rumeli ve Anadolufeneri, gemilerin arasında bir gelin gibi süzülen Kızkulesi, iki saniye aralıklarla çakan Ahırkapı, 1856’da kurulan ve 23 m. yükseklikteki Yeşilköy, Fenerbahçe ve adalar üzerindeki fenerler… Bir deniz fenerleri cenneti adeta İstanbul.

Fenerlerin enlem ve boylamlarını bilen gemiciler buna göre kendi konumlarını saptar ve rotalarını belirlerler. Farklı çakış süreleri ve ışıklarının rengi sayesinde de kaptanlar tarafından tanınan deniz fenerleri, en yakınlarındaki fenerlerle sürekli bir göz teması içindedir. Taşlık Burnu (Gelidonya) fenerinden gece baktığınızda doğuda Bababurnu, batıda ise Meis fenerinin ışıklarını rahatlıkla görebilirsiniz.

Teknolojinin gelişimi, uydu haberleşme ve otomasyona geçiş, deniz fenerlerinin geleceğini tehdit etmekte. İşlevleri giderek azalan ‘Umut Işıkları’nın ekonomik yükünü hafifletmeyi düşünen Kıyı Emniyeti Müdürlüğü fenerleri turizme açmayı planlıyor. ABD, İngiltere, İskoçya, Kanada, Hırvatistan ve İskandinavya’da da benzerleri görülen uygulamanın ilk örnekleri Istanbul’daki fenerleri kapsayacak. Restoran, otel, kafe veya müze olarak işletime açılması planlanan fenerler artık turistleri ağırlayarak Türkiye’nin tanıtımına katkıda bulunacak yakın bir gelecekte.

Her deniz fenerinin ayrı bir öyküsü var, tıpkı insanlar gibi. Denizle karanın bitiştiği sınırda duruyorlar öylece. Ne denize ne de karaya ait onlar, kendi başlarınalar ıssızlığın ortasında. Sadece denizdeki tekneler için değil evinin penceresinden uzakları seyredip düş kuranlar için de bir umut ışığı olsun diye…

Tenedos Büyük Otel Bodrum Muğla

Tenedos Büyük Otel Bodrum Muğla

Tenedos Büyük Otel Bodrum Muğla

Tenedos Büyük Otel Bodrum Muğla

Oda Detayları: 96 standart oda, 200 yatak kapasitesi mevcuttur. Tüm odalarında, duş, wc, direkt telefon, saç kurutma makinesi, uydu tv, split klima, balkon, teras imkanları bulunmaktadır. Odalar deniz ve şehir manzaralıdır.
Hizmetler: Resepsiyonda kasa, tv, split klima, teras, jeneratör, otopark, doktor, plaj, tv salonu, park, çamaşırhane, kuru temizleme, oda servisi, internet bağlantısı, bahçe olanakları bulunmaktadır.
Yemek: Havuz bar, snack bar, loby bar, 200 kişilik açık restoran ve kapalı restoranı ile hizmet vermektedir. Eşsiz Türk ve Ege Mutfakları’nı Tenedos Otel’de tadabilirsiniz.
Adres: Asarlık Mevkii Gümbet Bodrum / Muğla

Related Blogs

  • Related Blogs on Bahçe
  • Related Blogs on Bodrum
  • Related Blogs on ege
  • Related Blogs on Gümbet
  • Related Blogs on Plaj
  • Related Blogs on Resepsiyon
  • Related Blogs on Tenedos
  • Related Blogs on Türk

Burc Club Butik Hotel

Burc Club Butik Hotel

Yeşille mavinin eşsiz bir uyumuna tanıklık edeceğiniz, özlediğiniz tatili doyasıya yaşayacağınız düş ile gerçeğin birbirine girdiği bir mekâna, BurccluB’a hoş geldiniz…

Yaşam tarzınızdan ödün vermeden, alışkanlıklarınızı ve konforunuzu tatilde de sürdürmek istiyorsanız sizi doğru bir yere, BurccluB’a bekliyoruz. BurccluB, pek çok farklı kültüre ev sahipliği yapan Selçuk ve Kuşadası arasında Pamucak Sahili’nde güneşin sıcaklığına ve Ege’nin berrak sularına davet ediyor sizleri.

Hem güneşin sıcaklığını hem de denizin ve doğanın serinliğini bulabileceğiniz bir yer olan BurccluB’da en özel anılarınızı yaşayacak, unutamayacağınız bir tatil geçireceksiniz. 12 ay açık olan otelimizde tatil yaparken her adımda tarihi yeniden keşfedeceksiniz. Butik otelimiz Efes Antik Kenti yanında Pamucak sahilinde olup Kuşadası’na 10 km. mesafededir. Otelimiz önünde doğal, ince deniz kumlu temiz bir sahil bulunmaktadır. Butik otelimizin bulunduğu Pamucak sahili Türkiye’nin en uzun sahillerinden birisi olup, ince deniz kumlarından oluşan doğal, temiz bir kumsala sahiptir. Butik otelimizin bulunduğu bölge Kuşadası, Selçuk, Kalamaki Milli Parkı, Davutlar, Şirince, Bozdağ gibi turizm merkezleriyle komşudur.

Otelimiz toplam 150 oda 450 yatak kapasitesine sahiptir. Bütün odalarımız lüks olarak düzenlenmiş ve dekore edilmiştir. Tüm odalar soğuk/sıcak merkezi klimalar ile donatılmıştır.

Hotel BurccluB toplam 16.000m2 arazi üzerine kurulmuştur. Kompleksimiz yeşil bir bahçe içinde inşa edilmiştir. Çevre duyarlılığının bilincinde olan işletmemiz sizlere geniş bir yeşil alanda hizmet vermektedir.

Hotelimiz içerisinde tatil için gerekli tüm ihtiyaçlarınızı sağlayabileceğiniz, sevdikleriniz ve kendiniz için hiç düşünmeden güvenle alış veriş yapabileceğiniz market mevcuttur.

BurccluB açık ve kapalı restoranları, lobi, havuz ve bahçede bulunan ve değişik tropikal asitli asitsiz tamamen alkolsüz içeceklerin sunulduğu cafeler ile unutulmaz anılarınızı yaşayabileceğiniz mekanlar sunuyor sizlere…
Damak tadınıza hitap eden yiyeceklerimiz ile hem zengin türk mutfağına hem de diğer ulusların yemek ve damak tadlarını bulacağınız restoranlarla profesyonel aşçılarımız hizmetinizdedir.

Bayanlar açık havuzumuz otel kapasitesine göre alanında en büyük havuz olup deniz suyu ile doludur. Isıtmalı kapalı havuzumuz tamamen özel dekore edilmiş geniş, ferah, rahat bir kullanıma sahip olup tüm ihtiyaçlar düşünülerek yapılmıştır.Kapalı havuzumuz yılın 12 ayı hizmetinizdedir.

Baylar açık havuzumuz geniş bir mekana yayılmış olup, çok özel olarak düzenleme yapılmıştır. Havuz kapasitesi otel kapasitesine göre oldukça rahat ortam sağlamaktadır.
Baylar Isıtmalı Kapalı havuzumuz ferah bir mekana sahip olup derinliği 160 cm. dir. Havuz içerisinde jakuzi bulunmaktadır. Deniz suyu ile dolu olan ısıtmalı havuzumuz yaz kış sürekli hizmetinizdedir.

Hayal ettiğiniz eğlence ve heyecanı beraber paylaşmak için sizi BurccluB’a bekliyoruz. İsterseniz gece sahnede rol alabilir, isterseniz sportif yarışmaların kahramanı olabilirsiniz veya su sporları etkinliklerinden faydalanabilirsiniz.

Burc Club Butik Hotel İzmir / Türkiye
Telefon: +90 (232) 893 10 84

Burc Club Butik Hotel ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için http://www.burcclub.com.tr

Related Blogs

  • Related Blogs on Burc Club
  • Related Blogs on Burc Club Butik Hotel
  • Related Blogs on ege
  • Related Blogs on Kuşadası
  • Related Blogs on Türkiye